next event: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Sanatçılar Buluşması, Boğaziçi Üniversitesi


8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin düzenlediği, kavramsal çerçevesini Beral Madra’nın çizdiği Miss Power başlıklı buluşmada, sanatçılar ve sanat uzmanları bir araya gelerek eserlerini, düşüncelerini ve vizyonlarını paylaşacak.

Boğaziçi Üniversitesi İbrahim Bodur Salonu’nda saat 9:30’da başlayacak olan Miss Power etkinliği, hem ifade özgürlüğünün görsel örneklerini üreten günümüz sanatçılarıyla, hem de onların üretimini topluma yansıtma işlevi taşıyan sanat uzmanlarıyla bir araya gelerek bir paylaşım ve tartışma ortamı yaratma amacını taşıyor.
Yirmi üç sanatçı ve sanat uzmanının katılacağı beş oturumla bütün gün devam edecek olan buluşmada, kadın sanatçıların üretimindeki direniş ve teşvik öğeleri konuşulacak. 1970’lerden itibaren söz sahibi olmaya başlayan, 80’lerde yerel ve uluslararası ortamlarda öne çıkan, 90’lardan itibaren de gündeme yerleşen kadın sanatçılar, sınırları ve tabuları zorlayan işleriyle sanat üretim sürecine tartışılmaz bir ivme kazandırdı. Miss Power buluşması, egemen söylemleri yapı sökümüne uğratarak kendi kimliğini kazanan kadın sanatçıların üretimlerindeki ayrımı ve çeşitliliği gözler önüne sermeyi hedefliyor.

Tarih: 8 Mart 2018, Perşembe
Saat: 9:30 – 18:30
Yer: İbrahim Bodur Salonu, Güney Kampüs
Etkinlik herkesin katılımına açık ve ücretsizdir.

PROGRAM



Açılış Konuşmaları, 9:30-10:00

Beral Madra
Zeynep Uysal

 

1. Oturum, 10:00-11:00

Moderatör: Beral Madra
Deniz Pireci
Nazan Azeri
Merve Şendil
Aslı Kutluay


Ara 11:00-11:15


2. Oturum, 11:15-12:15

Moderatör: Nilgün Yüksel
Sevim Sancaktar
Fazilet Kendirci
Esra Carus
Nilhan Sesalan
Zeyno Pekünlü


12:15-14:00 Öğle Arası


3. Oturum, 14:00-15:00

Moderatör: Derya Yücel
Neriman Polat
Sibel Horada
Nancy Atakan
Gül Ilgaz


15:00-15:15 Ara


4. Oturum, 15:15-16:15

Moderatör: Burcu Pelvanoğlu
Günnur Özsoy
Eda Gecikmez
Fulya Çetin
Raziye Kubat


16:15-16:30 Ara


5. Oturum, 16:30

Moderatör: Beral Madra
Derya Yücel
Seda Yavuz
Nilgün Yüksel
Burcu Pelvanoğlu

next event: 5 Harf / 5 Letters, ekavart gallery



EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı’mızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlediği, 23 çağdaş sanatçının yer aldığı “Beş Harf” sergimize bekliyoruz.

Küratörler / Curators:
Döne Otyam - Yasemin Bay

Sanatçılar / Artists:
Ahmet Müderrisoğlu, Ali Şentürk, Alp Sime, Ardan Özmenoğlu, Aykut Cömert, Banu Birecikligil, Banu Kaplancalı, Cengiz Özer, Eda Gecikmez, Fatma Çakmak, Fatma Tülin, Gökçe Er, Gözde Baykara, İlhan Berk, Kezban Arca Batıbeki, Mehmet Güleryüz, Melike Kılıç, Necla Rüzgar, Nur Gürel, Ramize Erer, Sena, Tomur Atagök, Yunus Tonkuş


* * *

We are waiting for our "Five Letters" exhibition, where 23 contemporary artists take place, organized by EKAV / Education, Culture and Research Foundation for 8 March International Women's Day.

current event: Tiny Office Art #7 Eda Gecikmez, Consulate General of Sweden, Istanbul

Tiny Office Art, İsveç Kültür Ataşesi Suzi Erşahin tarafından, Türkiye’de yaşayan ve çalışan kadın sanatçılara, eserlerini normalde sanatla baglantısı olmayan bir ofiste sergileyerek dikkat çekmek amacıyla geliştirilmiş bir projedir. Eseri yalnızca ofise gelenler görme imkanı bulabilmektedir ancak sosyal medyada ve işyerinin web sayfasında da gösterilir. Bu, Türkiye’nin heyecan verici kadın sanatçılarının çok mütevazi bir tanıtımıdır. Kültür Ataşeliği ofisinin yedinci konuk sanatçısı #EdaGecikmez.

Tiny Office Art, a project developed by the Counsellor for Cultural Affairs, Suzi Ersahin, aims to show women artists living and working in Turkey by installing their work in regular offices. Only the visitors of the office will be able to view the art work but it will also be on social media and the webpage of that workplace. A very modest way to shine a spotlight on some of the exciting women artists in Turkey. The seventh artist installing her work at the Office of Cultural Affairs is #EdaGecikmez.









Sevil Tunaboylu, Suzi Erşahin ve Eda Gecikmez

more info:

Tiny Office Art is a project which will show women artists living and working in Turkey, highlighting one work of an artist which will be installed in Suzi Ersahin’s office, the Councellor of Cultural Affairs at the Consulate General of Sweden, every 3rd week.

The exhibition will not be able to be seen by many people, it will be on view for guests to the office and the Consulate personnel. The artwork will however also be on display in social media and on the consulate web page together with a statement by the artist about the work.
The inspiration for the project is in part the women’s demonstrations on the 21 January 2017 and also the well-known Tiny Desk concerts that have been hosted in the office of National Public Radio’s Bob Boilen since 2015. Tiny Office Art wants to create a similar intimate place for viewing important Turkish women artists and hopefully become the inspiration for others to start their own tiny office art shows. We hope that it will in a very modest way shine a spotlight on some of the important and exciting women artists in Turkey. In keeping with its anti-hierarchical aims the Tiny Office Artists will not be curated as such, rather through conversation with each artist we will decide on the next one to be exhibited.  

At a time when culture and women’s roles in society are under threat both in Turkey and globally I feel it is important to show how acts of creativity can be an antidote to forces of hate and discrimination. I really hope that this modest proposal can both demonstrate a commitment to supporting the work of women artists in Turkey and inspire others to use limited means to celebrate and expose their work and come together in a spirit of creativity.


#tinyofficeart

interview with Tulika B. from the blog 'On Art and Aesthectics'

For the interview please visit the website: On Art and Aesthetics

Thank you Tulika <3 p="">


next event: Hayvanların Tarafı // The Animal Side, Mixer



Mixer, 20 Ocak 2018 itibariyle Ahmet Ergenç küratörlüğünde Sadık Arı, Fulya Çetin, Sinem Dişli, Ece Eldek, Didem Erbaş, İris Ergül, Çınar Eslek, Eda Gecikmez, Hatice Çiçek, Ata Kam, Huri Kiriş, İhsan Oturmak, Gümüş Özdeş, Mert Öztekin, Deniz Paşa, Ekin Saçlıoğlu, Ahmet Sarı, İlhan Sayın, Yusuf Sevinçli ve İrem Sözen’in çalışmalarından oluşan “Hayvanların Tarafı” başlıklı karma sergiye ev sahipliği yapacak.

Adını Nazlı Karabıyıkoğlu’nun Hayvanların Tarafı adlı hikaye kitabından alan bu sergide bir araya gelen işler insandan ve uygarlıktan uzaklaşıp hayvan ve tabiata dair ihtimallere odaklanıyor. İnsanın karşısında insan-dışını, uygarlık karşısında uygarlık-dışını düşünmeye çalışan bu işler insan merkezci bir bakıştan kurtulup yabana ve doğaya yönelerek yeni bir bakış öneriyorlar.

Gilles Deleuze’ün ‘hayvan-oluş’ dediği minör duruma da gönderme yapan bu sergide, doğa, varlık, benlik, kültür, uygarlık, arzu, beden, korku, bilgi, sezgi, büyü gibi majör ‘kavramlar’ yeniden sorgulanıyor. İnsanların tarafını bırakıp, öteki tarafa, hayvanların tarafına bakan çalışmalar, insanın dünyada ve evrendeki sözde-merkezi konumunu sarsıp insana yüklenen ‘kutsal’ anlamı sorunsallaştırarak, daha kapsayıcı bir epistemoloji ve ontolojiye işaret ediyorlar. Antropomorfik olmayan bir dünya kavrayışını içeren bu çalışmalar, insanı merkeze koymayan bir estetik ve politik tutumun da nüvelerini barındırıyor.

“Hayvanların Tarafı” Mixer’in Karaköy’deki mekânında 24 Şubat’a kadar görülebilir.

---

Mixer is pleased to announce its upcoming exhibition opening on the 20th of January with the title “The Animal Side” curated by Ahmet Ergenç, featuring Sadık Arı, Fulya Çetin, Sinem Dişli, Ece Eldek, Didem Erbaş, İris Ergül, Çınar Eslek, Eda Gecikmez, Hatice Işık, Ata Kam, Huri Kiriş, İhsan Oturmak, Gümüş Özdeş, Mert Öztekin, Deniz Paşa, Ekin Saçlıoğlu, Ahmet Sarı, İlhan Sayın, Yusuf Sevinçli and İrem Sözen.

Inspired by the eponymous book of Nazlı Karabıyıkoğlu, the exhibition focuses on the possibilities regarding nature and animals, away from humanity and civilization. These works propose a new perspective leaning towards the wild and nature to break away from anthropocentric view, considering non-human in the face of humanity and non-civilized in the face of civilization.

Referring to Gilles Deleuze’s notion of being “minor” and “being an animal”, this exhibition also re-examines “major” notions such as nature, existence, ego, culture, civilization, desire, body, fear, information, intuition and magic. The works in the exhibition, which set aside the human side and look at the animal side, shake the so- called central position of the human on earth and in the universe, and hint at a more inclusive epistemology and ontology, while problematizing the "sacred" meaning attributed to human. These works, relying on a non-anthropomorphic comprehension of the world, harbor the cores of a non-anthropocentric aesthetic and political approach.

“The Animal Side” can be seen at Mixer’s new space at Karaköy until the February 24th.


current event: "AV", Müze Evliyagil, Ankara



“AV”  07.12.2017 – 14.01.2018

ArtOda, “AV” sergisini ağırlamaya hazırlanıyor.
Müze Evliyagil bünyesinde süreli sergi ve projelerin gerçekleştirildiği ArtOda, Evliyagil Koleksiyonu’ndan hazırlanan “AV” sergisini izleyicileri ile buluşturuyor. On sekiz sanatçının bir araya geldiğisergi, 07.12.2017 – 14.01.2018 tarihleri arasında ArtOda’da açık kalacak.

Sanatçılar:
Ali Elmacı, Anıl Saldıran, Avni Erbaş, Bedri Baykam, Burcu Perçin, Eda Gecikmez, Feyhaman Duran, Gülsün Karamustafa, Gülşah Bayraktar, Haluk Akakçe, İnci Eviner, Mehmet Güleryüz, Mustafa Karasu, Mübin Orhon, Necla Rüzgar, Ümmühan Yörük, Valerio Adami, Yüksel Arslan.



“AV’’
                        ‘’Gözleri var ve görmüyorlar. Görmedikleri nedir? İşte şu: Nesnelerin onlara baktığı, onlara dair bir şey söylediği.’’
Jacques Lacan

Portreler, sanat tarihinin belki de en dikkatli görgü tanıklarıdır. Bizler ise sanat tarihini ve kimi zaman kendi tarihimizi onların bakışlarından izleriz. Bakışın iktidarı izleyicinin değil, izlenen nesnenin elindedir. Öte yandan kimi portreler, bakılmayı arzulamalarına rağmen, bakışımızı kışkırtmazlar ve teşhirci değillerdir. Yine de lekesellikleri en az derin bir bakış kadar davetkardır.
Bakışı kışkırtmaya başladıkları an, yabancılaşma duygusu boy gösterir. İmgeler dünyasında varlığını bu lekesellik yardımıyla yeniden inşa edenler için çehreler silikleşir. Artık, emarelerini ancak çizgilerden, renklerden ve sanatın kendine özgü dilinden takip ederiz. 
Sanatçının tuzağına yakalanmış, bakıla bakıla yorgun düşmüş, ‘av’lanmış olan portreler mi izlenendir? Yoksa sınırlı dünyamızın duvarlarına misafir olmuş, kabaran iştahları karşısında savunmasız bir ‘av’ gibi sabırla izlenen aslında bizler miyiz?
Bu yüzdendir karşılıklı bakışmalarla devam eden flört; bir türlü kavuşmaya erişmez, son bulmaz, öylece devam eder...
“AV” Evliyagil Koleksiyonu’ndan derleniyor. Sergi, koleksiyonun kuşaklar arası diyalogu olanaklı kılan geçişli yapısını da hatırlatıyor. Bu odada, Rousseau’dan Tevfik Fikret’e tüm çehreler, temsil ettikleri personaları terk edip bağlamlarından uzaklaşarak, bir süreliğine de olsa tek bir ağızdan konuşuyor.



past event: "Gide Gide Fikret Otyam'ın Ardından", Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi, Ankara



BİTMEYEN BİR YOLCULUK:GİDE GİDE FİKRET OTYAM’IN ARDINDAN 

2015 yılında kaybettiğimiz ressam, yazar ve fotoğrafçı Fikret Otyam, arkasında geniş bir resim, kitap ve fotoğraf arşivi bıraktı. Türkiye’nin toplumsal, kültürel ve sanatsal birikimine eşsiz ve yeri doldurulamaz katkılarda bulunan Otyam’ın ardından, O’nu anmak üzere düzenlenen bu sergiye yaklaşık 55 sanatçı fotoğraflarıyla katılıyor.
“Bitmeyen Bir Yolculuk: Gide Gide Fikret Otyam’ın Ardından” başlığını taşıyan sergi kızları Elvan Baransel, İrep Otyam Bilgiç ve Döne Otyam’ın girişimleriyle, Çankaya Belediyesi’nin desteği ve sanatçı dostlarının işbirliğiyle hazırlandı. 
Otyam, ressamlığa bir tabelacıda gördüğü renkli boyalar ve fırçalarını görünce, fotoğrafçılığa ise abisi müzisyen Nedim Otyam’ın fotoğraf merakından etkilenerek gönül verir. Üç arkadaşıyla doğduğu yer Aksaray’da Foto Üç Yıldız’ı kurar. 1942 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Aksaray’a geldiğinde aynı zamanda, Halkevi Başkanı da olan babası eczacı Vasıf Otyam’dan Halkevi’nin fotoğraf makinası, körüklü bir Folklander’ini ödünç alarak İsmet İnönü’nün fotoğrafını çeker. Böylece fotoğrafçılığa ilk adımını atmış olan Otyam, Akademiye başlasa da fotoğraf aşkından hiçbir zaman vazgeçmez.
1953-1996 yılları arasında Anadolu insanının yaşamını belgelediği fotoğraflarını "Fotoğraflarla Gide Gide" başlığı altında toplar ve sergiler. 1950’lerden itibaren çıkardığı Söyleşi/Gezi kitaplarına da aynı adı verir. “Gide Gide”.
Otyam’ın ressamlılığının yanı sıra fotoğraf ve yazarlık çalışmaları da biyografisinde önemli bir yer tutar.
Bu sergide, ulusal ve uluslar arası alanda önemli bir yere sahip fotoğrafçı ve sanatçılar Fikret Otyam anısına “Gide Gide” diyorlar.
Fotoğraf tarihçisi Engin Özendes , sanat tarihçisi Fırat Arapoğlu ve Bora Gürdaş’ın yazılarının bulunduğu bir katalog da sergiyi belgeliyor.
Fikret Otyam’ın Gide Gide kitap serileri ve fotoğraflarından ilhamla oluşturulan bu sergi, Fikret Otyam’a bir “saygı” sergisi ve böylece, fotoğrafın önemli isimlerinin, Fikret Otyam’ın “Gide Gide” kitap ve fotoğraflarından ortaya çıkan kavramsallığı altında bir araya gelmelerini sağlıyor.